Anasayfa Hakkımda İLETİŞİM Blog Destek

ARAMAK İSTEDİĞİNİZ KELİMEYİ GİRİN

24 Nisan 2019

HAYDİ KALK GİDELİM BU ŞEHİRDEN... | ÇALMA LİSTESİ

Yazar Tarih Nisan 24, 2019

Vakit vakit hepimize uğruyor bu his. Haydi kalk gidelim, yeter burada gördüklerimiz... Eh, haliyle her zaman kalkıp gidemiyoruz belki, fiziksel olarak. Ama zihnen ufak bir yolculuğa çıkmamız mümkün. Bazen bir kitapla bazen de bir şarkıyla. 

Sizler için dinlerken beni kendi içimde, bambaşka yerlere götüren birkaç şarkı paylaşmak istiyorum. Sizin de dinlerken böyle hissettiğiniz şarkılar varsa paylaşırsanız çok sevinirim. 


Keyifli dinlemeler!

10 Nisan 2019

SEÇİCİ BİR OKUR OLMAK

Yazar Tarih Nisan 10, 2019
Hiç planlanmamış bir saatte birdenbire canım bu konuda bir yazı hazırlamak istedi. Neden kendime karşı koyayım ki?

2019'un bana kattığı en güzel şeylerden biri düzenli bir okuyucu olmak oluyor. Kitap okumayı çok seven biriyim, kitaplığımda okunması beklenen birçok kitap var ama eskiden bir türlü fırsat yaratıp okuyamazdım. Bu yıl nedense kitaplara bir düşkünlük başladı bende ve umarım hep böyle devam eder.

"Ne okursan osun." düşüncesi üzerine bir süredir düşünüyorum. Günümüzde sırf "satılsın" diye yazılan birçok kitap var ne yazık ki. Bunun dışında çok adı geçen ama içi boş kitaplar da çoğalmaya başladı. Can sıkıcı bi' durum. 

Yolunuz bir kitapçıya düştüğünde raflarda gezinirken siz de benim gibi ne alacağını bilmeden hayatını değiştirecek, ruhuna iyi gelecek bir kitabı seçmek isteyenlerden misiniz? Eğer öyleyse bir üst paragrafta bahsettiğim türden "vasıfsız" kitaplara denk gelmemiz muhtemel.

Ben satın alıp bitirdiğimde hiç hoşlanmadığım bir kitap olduğunda nedense hem vakit hem de maddi anlamda kayba uğradığımı düşünüyorum ve bu gerçekten canımı sıkıyor. Ancak şöyle de bir durum var ki kötüler olmazsa aralardaki iyileri seçemeyiz. Bu ikilemde kalmak aslında çaresiz kalmak gibi. Okuduğunuzdan tat alamıyorsunuz ama bir yönden bakış açınız değişiyor. 

Kitaplarla tanışmak istediğim zamanlar aldığım kitaplarla şu an aldığım veya almadan önce incelediğim kitaplar arasında bir hayli fark var. Kitap okurken aslında bir yandan da nasıl kitap okunur, hangi kitap okunur bunu öğreniyoruz. Yeni fark ediyorum. Giderek seçici bir okur haline geliyoruz.

Ne okursan osun diyorum çünkü vakit çok kolay harcanabilecek bir şey değil. Bu yüzden okuduğumuz şeyin kaliteli, öğretici ve iyi hissettirebilecek türden olması gerektiğini düşünüyorum.

Hangi kitap kalitelidir? Hangi tür kalitelidir? Hangi yazar kalitelidir? Bu değişken. Bana göre okuduğum kitapta altını çizebileceğim, yazarla/karakterle aynı şeyi hissedebileceğim ya da karakterin duygusunu kendimde hissedebileceğim kitap kalitelidir. 

Sizler bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Seçici bir okur musunuz? Sizin için "kalite" nedir? Merak ediyorum. Paylaşırsanız çok mutlu olurum.

30 Mart 2019

ÇÖKÜŞ | DİJİTAL GÜNLÜK

Yazar Tarih Mart 30, 2019
Dijital Günlüğü aktifleştirmeye karar verdim. G+ üzerinden de artık blog etkileşimi olmayacağı için buralardaki sessizlikten cırcır böceklerinin sesini işiteceğiz. Yani bir nevi kendi sesimizi... Zaten gerçek hayatta da giderek yalnızlaşıp yalınlaşıyoruz, demek ki bunun izleri bundan böyle bloglarımıza da yansıyacak. Umuyorum ki bundan sıradaki nasiplenecek olan Blogger olmaz.

Dijital günlük diyordum...

Mart 2019 hepimizi çok germedi mi sizce de? Çok detaylı incelemedim -ki böyle şeyler hiç ilgimi çekmese de inanırım- ama "Merkür Retrosu" denen birtakım enerji değişimleri kötü etkileyebilirmiş diye okumuştum. Gezegenler bi' yerinde durmadığı için burada biz geriliyoruz. Tabi ki fiziksel anlamda durmalarını kastetmiyorum, duramazlar da. Oldukları gibi devam etselerdi keşke... 

Sanırım 22 yıllık hayatım boyunca hiç içinden çıkılmaz bir ruh halinde hissetmemiştim kendimi. Günden güne her şeyden soyutlanmıştım. Derslerden, okuldan, arkadaşlarımdan, ailemden hatta bazen kendimden de soyutlanmak istedim. Tartışmalar, sabahtan akşama kadar çoğu zaman günlerce geçmek bilmeyen baş ağrıları, yataktan çıkmama isteği, halsizlik... Baya durup durup çöküşler yaşadım kendi içimde ve zordu. Kesinlikle zordu. Merkür Retrosu da mart ayının yarısından fazlası bir sürede etkilemiş her şeyi. Yenilerde geçmiş. Bununla paralel olarak ben de biraz daha iyi hissediyorum. Umarım psikolojik değildir.

Umarım Nisan ayı martı unutturacak güzellikte, sürprizler ve mükemmel olaylarla gelir. Çünkü milletçe buna ihtiyacımız var.

21 Mart 2019

SKAM | DİZİ YORUMU

Yazar Tarih Mart 21, 2019
Merhaba! Size farklı bir yerden bir dizi önerisi ile geldim. Ta İskandinavyalar'dan, Norveç'ten... Hem de oyuncu kadrosunda Türk bir oyuncumuz bile var. Gerçi kendisi bizim buralarda fazla bilinmiyor ama yine de Türk, ne fark eder?

Skam, Norveççe dilinden anadilimize çevrildiğinde "Utanç" anlamına geliyor, meraklılarına hemen söyleyeyim. Genç-yetişkin dediğimiz "ergen" kişilere yönelik bir dizi. O dönemlerdeki kişilerde karakterin oturması ve kim olduğunu keşfetme üzerine bir teması var diyebiliriz genel olarak. Evet, çoğumuza hitap etmiyor ve bana da pek hitap etmiyor bunu kabul ediyorum. Ancak Skam'ın diğer ergen dizilerinden farklı bir işleyişi var. Biraz daha "izlenebilirlik" seviyesi yükseliyor denebilir.

Skam, günlük olarak çekilip yayınlanan bir dizi. Ne demek bu? Yayınlandığı televizyon kanalının websitesinde her gün 2-3 dakikalık günlük ve saatlik olarak paylaşılan bir dizi. Örneğin "Çarşamba, 16:43" olarak gösteriliyor ve günün o anındaki sahne çekilip websitesi üzerinden 2-3 dakikalık parçası paylaşılıyor. 1 haftanın sonunda bu sahneler tam bir bölüm haline gelmiş oluyor. Şu an böyle ayrı ayrı izlenmiyor elbette, birleştirilmiş hali mevcut. Daha önce böyle bir yayınlanma şekli oluyor muydu dizilerde bilmiyorum ama farklı bir teknik ve bence güzel.

Dizide 5 farklı başrol var gibi gözükse de aslında dizideki her sezonda bir karakter başrol oluyor. Her sezonda başrol olan karakterin hayatı ve yaşadıkları ön plana çıkarılıyor. Böylelikle farklı açılardan ergenlik dönemindeki arkadaşlık, okul, aşk, aile sorunlarına tanık oluyorsunuz. Bu yüzden dizinin genel konusu ergenlik ve ergenlik sorunları üzerineyken sezonlardaki konular değişkenlik gösteriyor. Bir sezonda yoğun bir aşk sorunu derin olarak işleniyorken başka bir sezonda iki erkeğin birbirine olan aşkı ve bunu anlamlandırmaları ön planda oluyor. Diğer bir sezonda da Müslüman bir kızın Norveç gibi bir ülkede yaşadıklarına yoğunlaşılabiliyor gibi. 

Norveç toplumunun yapısı gereği cinselliğe yönelik oldukça sahne var ve bununla birlikte alkol ve madde kullanımı da bariz bir şekilde yansıtılmış.

Benim en sevdiğim sezonu elbette 5. sezon oldu tabi ki. Bu sezonda Sana adındaki Müslüman bir kızın, Norveç'e göç ettikten sonra oradaki yaşama adapte olması, arkadaşlıkları, ailesi, okulu ve oradaki insanların Sana'ya olan yaklaşımlarını görmek ilgi çekiciydi. Sonuçta Norveç'te yoğun bir Müslüman kitle yaşamıyor, bu yüzden merakla izledim. 

Skam'ı izleme tercih etme sebeplerimden birkaçından bahsedeyim. Öncelikle bölümlerin süreleri çok uygun. 10 dk ila 35 dakika arasında oluyor genelde bölümler. Ben bir bölümü 1 saati bulan dizileri pek tercih edemiyorum çünkü. Aynı zamanda Norveç bambaşka bir kültür. Norveççe dilini sevdiğimi fark ettim diziyi izlerken. Bu yüzden hobi olarak öğrenmeye başladım. Bazen izlerken sıkılsam da sırf dili dinlemek için izlediğim bölümler olmadı değil.

Skam, 5 sezondan oluşan 2015-2018 yılları arasında çekimi tamamlanmış ve son verilmiş bir dizi. Ayrıca popülerliği yüksek olduğu için Fransa, İtalya gibi bazı ülkeler kendilerince uyarlayıp çekmişler.

Basit, beyin yakmadan bir dizi izleyeyim ama farklı dilde farklı kültürde olsun derseniz Skam tam da bu tarife uygun bir tercih olacaktır. 

Umarım keyifle izlersiniz.

Puanım: 3/5

E-BÜLTEN

ARŞİV