Anasayfa Hakkımda İLETİŞİM Blog Destek

ARAMAK İSTEDİĞİNİZ KELİMEYİ GİRİN

28 Temmuz 2018

BETTER CALL SAUL | DİZİ YORUMU

Yazar Tarih Temmuz 28, 2018

Breaking Bad'i ne kadar çok sevdiğimi her yerde ilan ediyorum. Onun yerini hiçbir dizi dolduramaz. Tüm Breaking Bad izleyenleri benimle bu konu hakkında hemfikirdir muhtemelen. Peki, onun yerine onu aratmayacak ne izleyebiliriz: BETTER CALL SAUL! 



Breaking Bad'in spin-off'u olarak karşımızda Better Call Saul var. Tıpkı Breaking Bad'te olduğu gibi Better Call Saul da AMC'de yayınlanıyor. 2015 yılında yayınlanmaya başladı. Buradan anlıyoruz ki BB hayranları sadece 2 yıl kadar bir süre dayanabildi.



Bu dizideki ana karakterimiz Walter'ın üçkağıtçı avukatı Saul. Herkes bu karakteri çok sevdiğinden spin-off için harika bir seçim yapılmış.

Dizi, BB'den 6 sene kadar önce bir zamanı işliyor. Bu sebeple avukatı Saul Goodman olarak değil James McGill (Jimmy) olarak görüyoruz. Anlayacağınız Breaking Bad'te olduğu gibi bir karakter dönüşümü söz konusu olacak. Ancak bazı sahnelerin siyah beyaz olduğunu fark edecesiniz ki bu genellikle her sezonun ilk bölümünde oluyor. Siyah beyaz sahnelerin anlamıysa Breaking Bad'ten sonrası... Çünkü hatırlayacak olursanız Breaking Bad'in son bölümlerinde Saul, kimlik değiştirip bir pastane açacağını söylemişti. İlk sezonun ilk bölümünde de Cinnabon pastanesinde çalıştığını görüyoruz.



Konusuna gelecek olursak baş karakterimizin avukatlığa neden ve nasıl başladığı ve nasıl sürdürdüğü ve Breaking Bad'teki haline nasıl döndüğü ile alakalı.

İlk sezonunda Breaking Bad'ten tanıdığımız yüzlerden hangileri var diye soracak olursanız cevabım Saul, Tuco ve Gus'ın yardımcısı Mike var. Mike ise bir otoparkta güvenlik görevlisi/bekçi olarak çalışıyor. Ben Mike'ı ilk gördüğümde sanki uzun zamandır görmediğim ve çok sevdiğim biriyle karşılaşmış gibi hissettim. Tıpkı aileden biri gibi...
Her sezon 10'ar bölümden oluşuyor. Her bölüm ise ortalama 50 dakika. Şu anda da 3 sezonu çekilmiş durumda. Ancak olumsuz bir noktası var ki senede bir sefer yeni sezon geliyor. Ağlıyoruz...

Dizi ilerledikçe diğer önemli karakterlerle de karşılaşıyoruz. Bu sizi izlerken daha da heyecanlandırıyor. Ancak Saul Goodman'ı canlandıran Bob Odenkirk'ün bir röportajına göre Jesse Pinkman karakteri hiç dahil olmayacakmış. Bu beni yıktı, çünkü ben Jesse'yi de çok seviyordum. Anti Jesseciler sevinebilirsiniz!

Bu dizide Saul'a bağlı ama Breaking Bad'te görülmeyen karakterler de mevcut. Saul'un en çok yanında olan meslektaşı ve hatta sevgilisi Kim Wexler:

Bu ikisinin sevgili olduğunu anlamanız için 4-5 bölüm izlemeniz gerekiyor. Çünkü o kadar seviyeli bir ilişkileri var ki sevgililer mi değiller mi belli bile değil. -aradığım ilişki-

Kim haricinde Saul gibi avukat olan ağabeyi Charles McGill(Chuck):

Ağabeyi ise başarılı bir avukat aynı zamanda bir hukuk şirketinin sahibi. Saul'u da bu şirkete fotokopi katında çalışmak üzere işe alıyor. Ancak Saul da ağabeyi gibi avukat olmaya karar veriyor ve açıktan hukuk lisansını alıyor. Devamında bir abi-kardeş çekişmesi izleyeceksiniz hazır olun. Charles'ın psikolojik sebeplerden dolayı elektriğe karşı hassasiyet oluşuyor. Yani bildiğiniz elektriğe alerjisi oluyor. Bu sebeple evin tüm elektrik sistemlerini kapatıyor ve sadece gaz lambasıyla yaşıyor. Dışarı çıktığı zamanlarda alüminyum battaniyeye sarılıyor. Saul için ağabeyinin sağ kolu diyebiliriz çünkü daima yanında ve ona yardımcı oluyor. Ancak abisinde Skyler'ın damarı var. :)))


Breaking Bad ile yapımcı ve yöneticisinin ortak olması sebebiyle çekimler, renk skalaları çok benzer. Tam olmasa da o tadı alıyorsunuz.

Normalde hukuk dizileri falan beni çok boğar ama ya Saul'u sevdiğimden ya da Breaking Bad kalıntısı olduğu için mi bilemiyorum sadece adliyede geçen bölümler bile çok güzel ve hiç sıkmıyor. Tabi konunun işlenişi de güzel ve sürükleyici olduğu için de bu etkiyi yaratıyor.



Sanırım bu diziyle alakalı söyleyeceklerim bu kadar. Yeni oyuncularla birlikte farklı bir açıdan izlemek benim çok hoşuma gitti. 



Bu diziyi kesinlikle izlemenizi tavsiye ederim sayın Breaking Bad severler!

Puanım: 5/5


Keyifli izlemeler!

17 Haziran 2018

SPLIT | FİLM YORUMU

Yazar Tarih Haziran 17, 2018
Split, Türkçesi ile "Parçalanmış" adındaki film 2017, ABD yapımı. Gerilim, korku kategorisine girse de daha çok gerilim içeriyor. 7.3'lük bir IMDB puanına sahip.

Konusu: Güvenilir psikiyatr Dr. Fletcher (Betty Buckley), Kevin (James McAvoy) adlı hastasının en az 23 farklı kişiliği bünyesinde barındırdığını kanıtlamıştır. Ancak henüz tamamen ortaya çıkmamış son bir kişilik vardır ki, meydana çıktığında diğer kişilikleri süpürecek çok vahşi bir karakterin habercisidir. Bu dizginlemesi zor gücün etkisiyle Kevin, 3 genç kızı kaçırıp yaşadığı yerde alıkoyar. Hırslı ve kararlı Casey'nin (Anya Taylor-Joy) önderliğinde gençler hayatta kalabilmek için, Kevin içindeki şeytani güce tamamen boyun eğmeden önce oradan kaçmak zorundadırlar.
Yorumum: Bir arkadaş tavsiyesi üzerine izlediğim bu filmi anlamak birazcık zor. Çünkü psikolojik bir film. Kısa bir araştırma sonucunda Louis Vivet isimli psikolojik olarak kişilik bölünme geçiren birinden ilham alınarak kurgulanmış.

Gerilimi sürekli olarak hissedeceğiniz bu filmde 24 karakteri canlandıran James McAvoy son derece başarılı ve tamamen kusursuzdu. Bana kalırsa adeta oyunculuk dersi veriyordu. Hatta sırf bu başarısı için bile bir yazı yazılabilir.
Ayrıca Bruce Willis'in Unbreakable filmine atıf olduğu söylendiği için sanırım ilk önce Unbreakable'ı izledikten sonra Split'in izlenilmesi öneriliyor. Sebebi ise Split'i anlamayı kolaylaştırması. Daha fazla anlatamayacağım çünkü anlatırsam minik bir spoiler veriyor olacağım. :(

Toplamda 24 karakterli olan Kevin'in sadece 3-4 karakterine yer veren Split'in devam edeceği söyleniyor. Devam filmde de diğer karakterleri göreceğiz.

Puanım: 4.5/5


Keyifli seyirler!

8 Haziran 2018

LİMONATA TADINDA FİLM MARATONU 🍋🎬

Yazar Tarih Haziran 08, 2018
Hey! Nasılsınız bakalım sevgili okuyucularım? Havaların sıcak olması, üniversitelerin ve okulların tatil olması falan derken herkesin -daha doğrusu birçok kişinin- tatil moduna girmesini ya da bir nebze rahatlamasını sağlıyor. 

Yaz akşamlarının vazgeçilmezi bir bardak buz gibi limonata ve elbette mükemmel filmler olsa gerek diye düşünüyorum, sizce de öyle değil mi? 

Yaz Tatili Gelişim Listesi yazımda bu yaz boyunca 30 film izleme hedefi koymuştum. Sevgili Büşra da bu hedefimi toplu bir etkinlik/maratona çevirme fikrini öne sürdü. E harika o zaman?  Bunun üzerine genel bir maraton yapmaya karar verdik ve dedik ki yaz akşamlarında serinleten, rahatlatan limonata gibi bir maraton olsun. Bu sebeple karşınızda "LİMONATA TADINDA FİLM MARATONU" !!!

Maratona katılmak için yapmanız gerekenler:

1. Limonata hazırlamak! 

??? şaka tabi ki, ama isterseniz neden olmasın 👻


2. 2016-2017-2018 yapımı 30 filmden oluşan bir film listesi oluşturmak!

Bu yılların yapımı olan filmleri seçmemizin sebebi son yıllarda çıkan filmleri takip edip güncel kalabilmek ve bu yıllardaki güzel/kaliteli filmleri tespit etmek.

3. Listenizi varsa blogunuz üzerinden bizimle paylaşmak!

Çünkü güzel şeyler paylaştıkça çoğalır.

İşte bu kadar!

9 Haziran'da başlayıp 9 Eylül'e kadar sürecek bir maraton. Yani baya uzun soluklu bir maraton anlayacağınız. Kendimizi sıkıştırmadan rahat rahat 30 filmi 3 ayda izleyelim istedik. 

Benim Limonata Tadında Film Maratonu için listem şu şekilde:


1. Detroit (2017) IMDb: 7.4

-Irkçılığı konu içeren bir filmmiş. Bu konudaki filmler genelde iyi oluyor ve puanı gayet iyi sanki.
2. Western (2017) IMDb: 7.2
-Alman yapımı ve puanı iyi olduğu için izlemek istedim.
3. Aus dem Nichts (2017) IMDb: 7.1
-Almanca ve biraz Türk-Müslüman çatışması içeren bir filmmiş, ilginç olduğunu düşünüyorum.
4. Der Junge Karl Marx (2017) IMDb: 6.6
-Belgesel film izlemiş olmak için ve Almanca olduğu için seçtim, beklentim fazla yüksek değil açıkçası.
5. The Square (2017) IMDb: 7.3
-Konusu ve İsveç yapımı ve elbette puanı iyi olması sebebiyle meraktayım.
6. The Infiltrator (2016) IMDb: 7.0
-Bryan Cranston'lı uyuşturucu kaçakçılığıyla ilgiliymiş. Asla bir Breaking Bad olamaz ama meraklandım....
7. The Disaster Artist (2017) IMDb: 7.5
-İki sevdiğim oyuncu James Franco ve Dave Franco başroldeymiş, nasıl izlemem!
8. The Cloverfield Paradox (2018) IMDb: 5.6
-Konusu gayet güzel ama puanı biraz düşükmüş, neyi kötü yaptıklarını görmek için izleyeceğim ehehe!
9. Pengabdi Setan (2017) IMDb: 7.7
-Endonezya ve Kore acaba korku filmlerinde ne kadar iyimiş görmek istiyorum!
10. Gi-eok-ui bam (2017) IMDb: 7.2
-Güney Kore yapımı film hiç izlememiştim ve puana bakılırsa iyi bir film.
11. Wonder (2017) IMDb: 8.0
-Mucize kitabını okumuştum ve filmiyle karşılaştırmak istiyorum açıkçası puanı beni inanılmaz şaşırttı.
12. Stronger (2017) IMDb: 7.0
-Konusu ve Jake Gyllenhaal için izleyeceğim!
13. Otherlife (2017) IMDb: 6.3
-Konusu çok ilgi çekici.
14. Berlin Syndrome (2017) IMDb: 6.3
-Bayadır izleme listemdeydi artık şimdi kısmet olacak izlemek :)
15. The Big Sick (2017) IMDb: 7.6
-Silicon Valley dizisindeki Dinesh başroldeymiş, kesinlikle izlemem lazım!
16. Drone (2017) IMDb: 5.3
-Konusu güzel.
17. Unlocked (2017) IMDb: 6.2
-Ajanlı majanlı güzel bir film olabilir.
18. The Fate of The Furious (2017) IMDb: 6.7
-Paul Walker'sız bir Hızlı ve Öfkeli ne kadar iyi olabilir, merak ediyorum. :(
19. Life (2017) IMDb: 6.6
-Vizyondayken gidemediğim ama aşırı merak ettiğim bir film.
20. Nieve Negra (2017) IMDb: 6.2
-Arjantin ve İspanya yapımı olduğu için izleyeceğim.
21. The Discovery (2017) IMDb: 6.3
-Konusu çok ilginç ve izlemeye değer gibi.
22. Now You See Me 2 (2016) IMDb: 6.5
-İlk filmini izlemiştim ve ikincisini de izlemem gerektiğini düşündüm. 
23. Suicide Squad (2016) IMDb: 6.1
-İtiraf etmem gerekirse popüler kültürden etkilenerek izleyeceğim bir film ve yine beklentim düşük...
24. Hacker (2016) IMDb: 6.2
-Yazılımlı şeyleri sevdiğimden hooop bi bakmışım listede!
25. Der geilste Tag (2016) IMDb: 6.5
-Almanların komedi anlayışını öğrenmek için izleyeceğim bir film.
26. Dans les forêts de Sibérie (2016) IMDb: 6.9
-Fransız yapımı ve Fransızca olması sebebiyle ve biraz da puanından kaynaklı listemde.
27. Teo Neol (2016) IMDb: 6.9
-Konusuna ve puanına bakılırsa kaliteli bir film gibi geldi.
28. La La Land (2016) IMDb: 8.1
-Çok methedilen bir film ve puanı da baya yüksek olması izleme sebebim
29. Why Him? (2016) IMDb: 6.2 
-Yine Bryan Cranston ve en sevdiğim oyuncu James Franco var. İzlemem için yeterli bir sebep, hehe!
30. The Girl on the Train (2016) IMDb: 6.5
-Trendeki Kız kitabını okumuştum, filmini de baya merak ettim açıkçası ve filmi olduğundan bile haberim yoktu. Harika oldu.

Genel olarak farklı ülke yapımları olan filmlerin de içinde bulunduğu bir film listesi oluşturdum. Bakalım, izleyip yorumlayacağız!

Spesifik olarak davet ettiğim birisi yok ama yazıyı okuyan herkesin katılmasını rica ediyorum. Baya eğlenceli ve güzel olacağını düşünüyorum!

DÜZENLEME: Maşallah herkes bir etkinlik olsa da katılsak diye bekliyormuş, muhteşemsiniz! <3


MARATON KATILIMCILARI

Hepinize mükemmel filmli harika bir yaz diliyorum!

6 Haziran 2018

TANRI'NIN FORMÜLÜ (JOSE RODRIGUES DOS SANTOS) | KİTAP YORUMU

Yazar Tarih Haziran 06, 2018
Selamlar! Kitapseverler ve okuyacak ilginç bir şeyler arayanlar için mükemmel bir kitap tavsiyesi yazısıyla geldim. Her ne kadar başlık "yorum" olarak geçse de bu bir "tavsiye" yazısıdır. Bunu belirtmiş olayım.

Tanrı'nın Formülü, Einstein'ın "Rab mahirdir ama zalim değildir. Doğa sırlarını sinsiliğinden değil, özündeki yüceliğinden dolayı saklar." sözüyle başlayan bir tanıtım bülteni oluşturulmuş ki bence çok ilgi çekici olmuş.


Tanrı'nın Formülü kitabının konusu: 

1951 sonbaharında İsrail başbakanı, Albert Einstein'ı Princeton'daki evinde ziyarete gider. Ziyaretinin amacı ise İsrail'in güvenliği için Einstein'dan atom bombası projesinde çalışmaya ikna etmektir. Başbakan ve Einstein atom bombası hakkında konuşurken sohbetin konusu tanrının varlığına gelir. Bu esnada CIA Einstein ve başbakanın konuşmalarını dinlemektedir. Einstein, başbakana üstünde çalıştığı başka bir projeden bahseder: Die Gottesformel. CIA, bu projenin atom bombasıyla ilgili olduğunu düşünür. Günümüzde ise İran ve CIA düşük maliyetli atom bombası projesi olan Die Gottesformel'in peşine düşer.

Kitap ile ilgili kişisel görüşümden bahsedecek olursam, kesinlikle çok beğendiğim bir kitaptı. Detaylı bir tavsiye/yorum olacak!

Pegasus Yayınları, kapak tasarımında ve iç dizaynda gayet başarılı. Okumayı kolaylaştıran bir yazı tipi kullanılmış. (Detaylar önemli)

Önemle belirtmem gerekir ki kitap olması gerekenden daha fazla teknik terim içeriyor. Yani bazı bölümlerde kendinizi kuantum fiziği dersinde gibi hissedebilirsiniz. Bu sebeple sıkılabilirsiniz. Ancak okumaya devam edin. Zaten yazar da kitabın başında kitaptaki tüm bilimsel bilgilerin doğruluğunu diğer bilim adamları tarafından ispatlandığını da belirtmiş. Dolayısıyla hem kitap okuyor hem de kuantum fiziği öğreniyoruz, bir taşla iki kuş! İşin şakası, ben de biraz sıkıldım bu bölümleri okurken. 

Kriptografi üzerine meraklıysanız kesinlikle okumanız gereken kitaplardan biri olduğunu düşünüyorum. Çünkü bu konuyla da alakalı teknik terimler mevcut. Bir şifrenin nasıl çözüleceği veya çözüm yöntemleri ile ilgili bilgiler konu bütünlüğüne yediriliyor. Tabi işin çekici kısmı, kitaptaki çözülmesi gereken bir şifre! Minik bi' spoiler: İçinde azıcık Almanca olması beni kitaba biraz daha bağladı. 

 Çevirisinin de iyi olduğunu düşündüğüm bir kitap. Kalın olması gözünüzü asla korkutmasın. Bir hafta-10 günde bitebilecek bir kitap. Sahura kadar uyumayanlar için gayet ideal sanki, ne dersiniz? 

Doğruyu söylemek gerekirse 2. kez okunmayı gerektiriyor. Çünkü ben yeterince sindiremediğimi düşünüyorum. Okurken düşünerek okumak gerekiyor. 

Son olarak, olay örgüsünün yeterince ilgi çekici, bilimsel anlamda doyurucu olduğunu düşünüyorum. Yazarın dilini de çok beğendim. Diğer kitaplarını da okumak için can atıyorum.

Puanım: 5/5

Okuyan varsa yorumlarınızı yazmayı unutmayın, çok merak ediyorum.
Hepinize keyifli okumalar! 

E-BÜLTEN

ARŞİV

Google+ TAKİPÇİLERİ