Anasayfa Hakkımda İLETİŞİM Blog Destek

ARAMAK İSTEDİĞİNİZ KELİMEYİ GİRİN

28 Ekim 2018

KİTAP ALIŞVERİŞİM #3 | D&R, HEPSİBURADA, KİTAPYURDU, FUAR

Yazar Tarih Ekim 28, 2018


Merhabalar! Size yaz aylarından beri yaptığım kitap alışverişlerini paylaşmak istedim. Bazıları bir seferde, bazıları parça parça aldığım kitaplar. Akademik olanı var, roman türünde olanı var. Hadi hep birlikte inceleyelim!

1. Fahrenheit 451 (Ray Bradbury)


Bu kitabın popülerliğinden bahsetmeme gerek yok diye düşünüyorum. Çok yakın bi' arkadaşımın beğenmesi üzerine aldım. Ve tabi ki sosyal medyada bu kitabın fotoğrafları, olumlu eleştiri yazıları üzerine daha fazla bekletmeden almak istedim. Hatta şu an okuyorum bile! No Spoiler! D&R'dan ağustosta aldım.






2. Simyacı (Paulo Coelho)


En sevdiğim Youtuber olan Ilgın Özgan, kitaplardan bahsettiği her videosunda her zaman bu kitabı tavsiye ediyor ve her sene bu kitabı bir kez daha okuyor. Bayadır aklımdaydı, sonunda almak kısmet oldu diyebilirim. Bunu da Fahrenheit 451 ile birlikte D&R'dan ağustosta almıştım.






3. Tesla: Maskelerle Çevrili Bir Hayat (Vladimir Pistalo)


Bunu ekim ayında Akdeniz Üniversitesi 1. Kitap Şenliği'nde almıştım. Mühendislik Fakültesi yolu üzerinde -ki bu yolu günde zilyon kez gidip gelen biri olarak bu fırsat kaçınılmazdı benim için- Zeplin Kitap'ın standı vardı. Cebimdeki son parayla bu kitabı almıştım. Aklım hala alamadıklarımda ahaha! Yine çok merak ettiğim bir kitaptı ve açıkçası bana ilham olmasını bekliyorum bu kitabın. Öyle umut ediyorum. 






4. Dönüşüm (Franz Kafka)


Öğrenci dostu bi' market olan A101'e bazen güzel ve gayet uygun fiyatlı kitaplar geliyor. Bu kitabı da oradan almıştım, fiyatı 1.5-2 lira civarı bir şeydi yanılmıyorsam. Elimde Kafka'nın yine aynı yayınevine ait Milena'ya Mektuplar kitabı var. Pek benim okudukça içimi açan bir yazar olamadı o kitapta Kafka ama bir de böyle şans vermek istedim. Biraz okudum ama sanırım tam konsantre olamadığım için yarım bıraktım. Zaten incecik de bir kitap. Okuma tembelliğini üzerinizden atmak için uygun.








Bundan sonraki kitaplar hep akademik, ders için aldığım kaynak kitaplar. 

5. Cisimlerin Mukavemeti (David F. Mazurek)



Hepsiburada'dan çok çok uygun bir fiyata almışım şu an, onu söylemeden geçemem. Çünkü şimdiki fiyatı, benim aldığım fiyatın tam 20 lira fazlası. Çok ürkütücü bir fiyat artışı bunlar. Mukavemet I-II derslerinde işime çok yaracağını düşündüğüm için almıştım. Ciltli olması çok güzel ancak çok ama çok ağır. Ama mecbur her mukavemet dersinde bu kitabın bana eşlik etmesi gerekiyor, ne yapalım. 





6. Ölçme Tekniği (Prof. Dr. Osman F. Genceli)


Ölçme Tekniği ve Değerlendirme dersini hocamız hep bu kitap üzerinden işleyerek gidiyor ve buradan not aldırıyor. Derste takip etmek kolay olsun diye kütüphanemde bulunması gerektiğini düşündüm. Yine bunu da Hepsiburada'dan almıştım.







7. Makina Teorisi I: Mekanizma Tekniği (Eres Söylemez)


Mekanizma Tekniği, benim üstten aldığım bir ders ve bu dersi alan kişi sayısı oldukça fazla ve derslik de yetersiz olduğu için bu kitabı almam gerekiyordu. Aslına bakarsanız sanki daha fazla kaynak almam gerekiyormuş gibi hissediyorum çünkü zor bir ders ve anlamakta güçlük çekiyorum. Bunu da Kitapyurdu'ndan sipariş etmiştim, temini çok çok uzun sürdü ne yazık ki. Ama puan hediye ederek hatalarını telafi ettiler. :)









8. Makine Mühendisliğine Giriş (Fatih C. Babalık, Kadir Çavdar)

Alttan aldığım bir ders, Makine Mühendisliğine Giriş. Hoca bu kitabı almamızı ısrarla tavsiye etti. Hem ders hem de bölümle ilgili daha fazla bilgi alabilmek için işime yarayacağını düşünerek aldım, umarım öyle olur. Yine Mekanizma Tekniği kitabıyla birlikte Kitapyurdu'ndan almıştım.






9. Teknik Resim I-II (Kemal Türkdemir)

Yine alttan aldığım bir ders ve hocanın almayı mecbur kıldığı bir kitap. Bu kitabı sınıfça para toplayıp aldık. Nereden aldıklarını bilmiyorum. 2 kitap ve 1 de çalışma sayfalarının bulunduğu ek bir kitap daha var, toplamda 3 set halinde. Kullandığım kadarıyla teknik resmi size en detayına kadar öğretiyor ve net bir şekilde anlatıyor. Benim eski teknik resim kitabım buna göre çok yüzeyseldi. Teknik resim dersi alıyorsanız eğer, bu kitabı size öneririm.


Bu kitapların haricinde Ağustos ayından beri Popular Science dergisini her ay düzenli olarak okumaya çalışıyorum. Buna da yer vermek istedim. 

Hem vicdanı rahatlatan hem de aldıklarınızı kullandıkça ruhunuzu ve beyninizi rahatlatan bir aktivite kitap alışverişleri. Ben çok seviyorum. Keşke kitap satış firmaları kozmetik firmaları kadar çeşitlense ve özel günlerde kampanyalar yapsalar. Mağaza satışlarında çok fazla kampanya olmuyor, genelde online satışlarda kampanyalara ağırlık veriliyor. Ha ne vardı yani biz de Gratis alışverişimizin fiş uzunluğu ile challenge yapmak yerine, aldığımız kitapların fişinin uzunluğunu gösterip kitaplar üzerine tartışsak... 

21 Ekim 2018

ZAMANSIZ FIRTINA (LINDA HOWARD) | KİTAP YORUMU

Yazar Tarih Ekim 21, 2018

Merhaba! Yine bir kitap yorumu yazısı ile geldim. Geçen senenin yaz aylarında okuduğum bir kitaptı Zamansız Fırtına. Ancak şimdi paylaşabiliyorum.
Otuzlu yaşlarında, kötü bir evliliği geride bırakmış bir kadın ile ordudaki görevinden ayrılmış, içine kapanık, sert ve çekici bir adamın yolları aynı kasabada av rehberliği yapan iki rakip olarak kesişir. Her şey Angie'nin, müşterilerini götürdüğü av sırasında görmemesi gereken bir cinayete tanık olmasıyla başlar. Genç kadın artık dolu bir silahın yanlış tarafındadır, onu bu beladan kurtaracak tek kişi ise rakibi Dare'dir. Kör edici fırtına patlak verdiğinde olaylar tahmin edilemez bir hızla gelişir. Tehlikenin doruklarına ulaşan bu kaçma kovalamaca, iki rakibi beklenmedik bir sona doğru sürükleyecektir. Gölge Kadın, Gözyaşlarını Sildiğim Gün ve Aşk Tuzağı'yla okurları kendine bağlayan Linda Howard, ateşli duygularıyla savaşmak zorunda kalan karakterleriyle tutkulu bir maceraya daha imza atıyor. (Tanıtım Bülteninden)
Konusu: Orta yaşlarındaki Angie'nin hem mental hem de fiziksel yalnızlığına rağmen hayatta kalma çabası ve bu ruhsal boşluğu yüzünden kendinden uzaklaştırmaya çalıştığı Dare ile olan ilişkisinin başlama macerasıdır.

Romantik gerilim türünde geçen bir kitap olduğu için bu türün meraklıları için güzel bir kitap olabilir.

Benim okuduğum ilk Linda Howard kitabıydı. Okuması kolay bir dili var ve insanı meraklandırmayı başarabiliyor. Elinize aldığınızda bir gecede bitirilebilecek bir kitap.

Romantik gerilim kategorisinde çok fazla kitap okumadığım için bilemiyorum ama benim çok fazla ilgimi çekmedi. Kurgu güzel, sürükleyici ancak herkese tavsiye edebileceğim bir kitap değil. Sebebi de sanırım bu türü çok fazla sevmediğim için olabilir.

Hafif bir kitap olması sebebiyle kafanızı boşaltmak, başka bir hayata dalmak için ideal bir kitap olabilir.

Genel itibariyle normal bir kitap. Çok arada kaldığım bir kitap oldu. Yani ne beğendim ne beğenmedim gibi. 

Puanım: 2.5/5

Keyifli okumalar!

14 Ekim 2018

NE HABER, NE HABER, DAHA DAHA NE HABER?

Yazar Tarih Ekim 14, 2018
Evet, yaşam belirtisi vermek üzere bloguma geri döndüm! Normalde kendi belirlediğim kurallara uyarım ama konu nedense bloggerlığım ve blogumla ilgili olunca en sorumsuz insan oluyorum. Sebebini bilmiyorum ve canımı da sıkıyor açıkçası.

Hayatımdaki en hareketli, koşuşturmacalı bir yazdı bu seferki. Ailecek tatile gitme alışkanlığımız falan da yoktur genelde evde geçer. Ben de bu yaz tatilimde evde oturmak yerine çalışayım, para biriktireyim dedim her öğrenci gibi. Bir iş buldum, çalıştım 4 ay kadar. Çalıştığım yerde yoğun bir iş temposu vardı ve doğru dürüst kendinize ayırabileceğiniz bir vakit yoktu ne yazık ki. O yüzden yazın başında yazmış olduğum Yaz Tatili Gelişim Listesi'ndeki gibi hedeflerimin hiçbirini gerçekleştiremedim. Bundan dolayı artık böyle bir yazı da hazırlamayacağım çünkü kendimi herkese söz vermiş ama sözünü tutmamış biri gibi hissediyorum, ama gerçekler... sad but true

Belki de bu yazın enn gündem kararı makine mühendisliğine yatay geçiş yapmış olmam diye düşünüyorum. Aslında uzunca bir süredir aklımdaydı ama ben birdenbire olacağını hiç tahmin etmemiştim. Ancak sonuç olarak artık kendi üniversitemde makine mühendisliği 2. sınıf öğrencisiyim. Okulla ilgili işlerim karmakarışık bu arada. Sayılmayan dersler, sayılan dersler, temelsiz girilen dersler... Yani kafam çok dolu bu konularda. Benim gibi bir stres ve telaş kraliçesi için çok ağır durumlar bunlar. Her fırsatta kendi üzerime baskı kuruyorum ve tabi ki işler daha da kötüye gidiyor. Benim tüm bunlardan çıkardığım sonuç, kendime yüklenmeyi, stres yapmayı kesip kötü veya iyi her şeyle barışık olarak durumu kabullenmem ve bir yerden düzeltmeye başlamam gerektiği. Herhalde bana bu bölüm sadece makine mühendisliğini değil, sabırlı ve sakin bir insan olmayı da öğretecek- yani umarım...

Kendi hayatımla ilgili update'ten sonra blogla ilgili kısma geleyim. Blog artık sosyal konuların yanı sıra daha çok makine/mühendislik alanında içeriklerle dolu olacak -diye ümit ediyorum, söz vermeye korkar oldum. 

Dipnot: Görseldeki hanımefendi tam olarak beni anlatıyor. "Bunları elime verdiniz de neapcam ben bununla şimdi? En iyisi şu köşeye bi oturayım da az izleyeyim."

E hadi o zaman, ben geri döndüğüme göre parti kaldığı yerden devam edebilir! 

28 Temmuz 2018

BETTER CALL SAUL | DİZİ YORUMU

Yazar Tarih Temmuz 28, 2018

Breaking Bad'i ne kadar çok sevdiğimi her yerde ilan ediyorum. Onun yerini hiçbir dizi dolduramaz. Tüm Breaking Bad izleyenleri benimle bu konu hakkında hemfikirdir muhtemelen. Peki, onun yerine onu aratmayacak ne izleyebiliriz: BETTER CALL SAUL! 



Breaking Bad'in spin-off'u olarak karşımızda Better Call Saul var. Tıpkı Breaking Bad'te olduğu gibi Better Call Saul da AMC'de yayınlanıyor. 2015 yılında yayınlanmaya başladı. Buradan anlıyoruz ki BB hayranları sadece 2 yıl kadar bir süre dayanabildi.



Bu dizideki ana karakterimiz Walter'ın üçkağıtçı avukatı Saul. Herkes bu karakteri çok sevdiğinden spin-off için harika bir seçim yapılmış.

Dizi, BB'den 6 sene kadar önce bir zamanı işliyor. Bu sebeple avukatı Saul Goodman olarak değil James McGill (Jimmy) olarak görüyoruz. Anlayacağınız Breaking Bad'te olduğu gibi bir karakter dönüşümü söz konusu olacak. Ancak bazı sahnelerin siyah beyaz olduğunu fark edecesiniz ki bu genellikle her sezonun ilk bölümünde oluyor. Siyah beyaz sahnelerin anlamıysa Breaking Bad'ten sonrası... Çünkü hatırlayacak olursanız Breaking Bad'in son bölümlerinde Saul, kimlik değiştirip bir pastane açacağını söylemişti. İlk sezonun ilk bölümünde de Cinnabon pastanesinde çalıştığını görüyoruz.



Konusuna gelecek olursak baş karakterimizin avukatlığa neden ve nasıl başladığı ve nasıl sürdürdüğü ve Breaking Bad'teki haline nasıl döndüğü ile alakalı.

İlk sezonunda Breaking Bad'ten tanıdığımız yüzlerden hangileri var diye soracak olursanız cevabım Saul, Tuco ve Gus'ın yardımcısı Mike var. Mike ise bir otoparkta güvenlik görevlisi/bekçi olarak çalışıyor. Ben Mike'ı ilk gördüğümde sanki uzun zamandır görmediğim ve çok sevdiğim biriyle karşılaşmış gibi hissettim. Tıpkı aileden biri gibi...
Her sezon 10'ar bölümden oluşuyor. Her bölüm ise ortalama 50 dakika. Şu anda da 3 sezonu çekilmiş durumda. Ancak olumsuz bir noktası var ki senede bir sefer yeni sezon geliyor. Ağlıyoruz...

Dizi ilerledikçe diğer önemli karakterlerle de karşılaşıyoruz. Bu sizi izlerken daha da heyecanlandırıyor. Ancak Saul Goodman'ı canlandıran Bob Odenkirk'ün bir röportajına göre Jesse Pinkman karakteri hiç dahil olmayacakmış. Bu beni yıktı, çünkü ben Jesse'yi de çok seviyordum. Anti Jesseciler sevinebilirsiniz!

Bu dizide Saul'a bağlı ama Breaking Bad'te görülmeyen karakterler de mevcut. Saul'un en çok yanında olan meslektaşı ve hatta sevgilisi Kim Wexler:

Bu ikisinin sevgili olduğunu anlamanız için 4-5 bölüm izlemeniz gerekiyor. Çünkü o kadar seviyeli bir ilişkileri var ki sevgililer mi değiller mi belli bile değil. -aradığım ilişki-

Kim haricinde Saul gibi avukat olan ağabeyi Charles McGill(Chuck):

Ağabeyi ise başarılı bir avukat aynı zamanda bir hukuk şirketinin sahibi. Saul'u da bu şirkete fotokopi katında çalışmak üzere işe alıyor. Ancak Saul da ağabeyi gibi avukat olmaya karar veriyor ve açıktan hukuk lisansını alıyor. Devamında bir abi-kardeş çekişmesi izleyeceksiniz hazır olun. Charles'ın psikolojik sebeplerden dolayı elektriğe karşı hassasiyet oluşuyor. Yani bildiğiniz elektriğe alerjisi oluyor. Bu sebeple evin tüm elektrik sistemlerini kapatıyor ve sadece gaz lambasıyla yaşıyor. Dışarı çıktığı zamanlarda alüminyum battaniyeye sarılıyor. Saul için ağabeyinin sağ kolu diyebiliriz çünkü daima yanında ve ona yardımcı oluyor. Ancak abisinde Skyler'ın damarı var. :)))


Breaking Bad ile yapımcı ve yöneticisinin ortak olması sebebiyle çekimler, renk skalaları çok benzer. Tam olmasa da o tadı alıyorsunuz.

Normalde hukuk dizileri falan beni çok boğar ama ya Saul'u sevdiğimden ya da Breaking Bad kalıntısı olduğu için mi bilemiyorum sadece adliyede geçen bölümler bile çok güzel ve hiç sıkmıyor. Tabi konunun işlenişi de güzel ve sürükleyici olduğu için de bu etkiyi yaratıyor.



Sanırım bu diziyle alakalı söyleyeceklerim bu kadar. Yeni oyuncularla birlikte farklı bir açıdan izlemek benim çok hoşuma gitti. 



Bu diziyi kesinlikle izlemenizi tavsiye ederim sayın Breaking Bad severler!

Puanım: 5/5


Keyifli izlemeler!

E-BÜLTEN

ARŞİV

Google+ TAKİPÇİLERİ